Video Pazarlama ve Animasyonun Bilimi


Video Pazarlama ve Animasyon’un Bilimi

Her bir dakikada 1,400 blog içeriği paylaşılıyor – bu sayı günde 2,000,000 blog paylaşımının da üstünde!

İçerik pazarlamacıları size harika içerikler paylaşmanızı söylerler, fakat bir okyanus dolusu makalenin ortalıkta dolaştığı bu zamanlarda diğerlerinin önüne geçmeyi nasıl başarabilirsiniz ki?

İçerik pazarlama tüm dünyada pazarlama ekiplerinin go-to stratejisi haline geldi. Sayısız uluslararası müşteri seçeneği tek bir klik uzaklıktayken, stratejistler ve içerik üreticileri oluşturdukları yüksek miktardaki yazılı içeriklerle yeni potansiyel müşterilerinin ilgisini çekmeye ve onlarla etkileşime geçmeye çalışıyor. Hedef mi? Hedef tabi ki dönüşüm oranlarını arttırmak.

Yazılı içerikler başarılı bir pazarlama stratejisinin her daim iskeletini oluşturacak, fakat günümüzde pek çok pazarlamacı mesajlarını iletebilecekleri yeni platformların da arayışı içerisindeler.

Hikayenin Videolarla Anlatılması

İnternet yazılı içeriklere doymaktayken, şirketler kullanıcılarının sınırlı ilgisini çekebilmek için diğer yöntemleri test ediyorlar. Pazarlamacılar ve iş geliştirme ekipleri video pazarlamaya yeni ve güzel hikayeler anlatmak açısından yoğunlaşmaya başlamış durumda. Zaten pazarlamada tümüyle bu değil mi? Hikayeler anlatmak.

Hikayeler anlatmak için videoları kullanan şirketler kitleleri ile daha güçlü ve daha duygusal bir ilişki kurabiliyorlar. Bu duygular firma ile müşterileri arasındaki ilişkinin daha güçlü ve daha anlamlı olmasına da katkı sağlıyor.

Video içerikler inanılmaz bir oranda genişliyorlar ve kendilerine pek çok içerik pazarlamacısının cephaneliğinde yer buluyorlar. Şimdilerde yüksek kalitede kameralar daha önce hiç olmadıkları kadar kolay erişilebilir haldeler ve video düzenlemede de artık binlerce dolarlık ekipmanlara ihtiyaç kalmadı. Çarpıcı bir video üretmek için şirketler artık bir prodüksüyon şirketliyle veya serbest çalışan video uzmanlarıyla çalışmak zorunda da değiller.

Videoların İçerik Pazarlama Stratejisine Dahil Edilmesi

Eğer videoları içerik pazarlama stratejinize nasıl dahil edeceğinizi düşünüyorsanız, harekete geçmeden önce planlama yapmakta fayda var. Yapabileceğiniz en önemli şey – aynı yazılı içerik üretirken olduğu gibi – müşterilerinizin düşündüğü gibi düşünmeye çalışmak ve onların ihtiyaçlarına cevap verebilecek içerikler üretmektir.

Kissmetrics’e göre potansiyel kullanıcılarınızın % 64-85’lik bir kısmı videonuzu izledikten sonra ürününüzü satın almaya veya hizmetlerinizden faydalanmaya daha yatkın hale geliyorlar. Bu oldukça çarpıcı bir oran fakat yine de gelecekte video alanında attığınız adımların başarılı olacağını da garantilemiyor.

Aslında, videonuzun prodüksüyon kalitesi ve toplamda verdiği mesaj, videonuzun paylaşılıp paylaşılmayacağını, sevilip sevilmeyeceğini veya sürekli büyüyen online içerik dünyasının çöp tenekesine atılmayacağının belirlenmesinde büyük katkı sahibi. Tüm bunlar sonuç itibariyle anlattığınız hikayenin ilgi çekiciliği ile kullanıcıları etkilemesi ve onlarla sonsuza kadar sürecek bir bağ kurması ile alakalı.

İnsanlık ve Hikaye Anlatma Arasındaki Güçlü Bağ

İnsanların neden iyi bir hikayeyi beğendiğini anlamadan önce bunun arkasındaki bilimi anlamamız gerekiyor.

Oksitosin memelilerde bulunan ve beyinde sinir iletici görevi gören bir hormondur. Oksitosin sarılma, kucaklanma gibi fiziksel aktiviteler sırasında beyinde doğal olarak salgılanan ve karşılıklı güvene dayalı ilişkilerin kurulmasında önemli rol oynayan bir mekanizma. Pazarlama dünyasında bunun karşılığı ise hikaye anlatıcılığının kullanıcılarla kurduğu bağda gizli.

Bir nöro-ekonomist olan Paul Zak, oksitosin ve insan beyninin hikaye dinleme isteği arasındaki bağ üzerinde önemli çalışmalar gerçekleştirmiş. Zak ve takımı, insanları derinden etkileyebilecek hikayelerin neler olduğu ve bu hikayelerin duygusal seviyeleri üzerinde yıllarca çalışmalar yürütmüş.

Zak’e göre insanlar “düzenli olarak yabancılarla etkileşime geçen varlıklar olmaları nedeniyle, hikayeler bir kişiden veya bir toplumdan diğerine önemli bilgileri aktarmak için etkili bir yol. Kişisel ve duygusal yönü olan hikayeler beyinde daha fazla etkileşime giriyor ve bu nedenle çeşitli bilgilerin arka arkaya verilmesinden daha hatırda kalıcı bir etkiye sahip oluyorlar.”

Ekip etkili bir hikaye aktarırken kullanıcıların kalbinde yer edebilecek iki ana faktörün varlığını keşfetmişler.

Bunlardan ilki belki de en zor olan, özellikle de dünyada bu denli fazla içeriğin üretildiği bu günlerde: Hikayelerin kitlelerin ilgisini canlı tutabilmesi gerekiyor.

Bu durum eskiden insanlar sadece kitap okurken, radyo dinlerken veya televizyonda izleyecek kanal seçerken çok zor değildi. Şimdilerde ise hemen hemen sınırsız kaynaktan içerikler kullanıcılara ulaşabiliyor ve artık diğerleri arasından sıyrılabilecek içeriği üretmek hiç de kolay değil.

İkinci faktör ise izleyicilerin hikayedeki karakterin ruh ve düşünce haline geçişinin sağlanmasında yatıyor. Bunu başarmak zaman, araştırma, deneme ve yanılma ve ayrıca insanlarda duyguları nelerin tetiklediğini fark etmek için dikkatli gözler gerektiren bir durum.

Karakterle Bütünleşmek: Hikaye Anlatmak İzleyicileri Karakterle Nasıl Bütünleştirebilir?

Ohio Devlet Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre bir hikayenin içine girmeyi başarabilen kişiler aslında “deneyim-edinme” isimli bir süreçten geçiyorlar. Bu eğer durum kişi için doğru durumsa, arada güçlü ve duygusal bir bağ oluşturmak söz konusu olabiliyor. Deneyimi yaşayan kişi inandıklarını ve tavrını geçici de olsa bu doğrultuda değiştirebiliyor.

Bu çalışmanın sonucunda her geçen gün neden daha fazla firmanın okuyucu veya izleyicilerle etkileşime geçme konusunda başarısız olacak içerikler yerine hikaye anlatmaya odaklandığını daha iyi anlıyoruz.

Bir makalesinde Alex Turnbull Washington Üniversitesi St. Louis’de gerçekleştirdiği harika bir çalışmasından bahsediyor. Raymond adındaki bir çocuk hakkındaki hikayeyi okuyan katılımcılara bu sırada beyin hareketlerini ölçümleyen bir alet takılmış. Raymond herhangi bir harekette bulunduğunda – etrafında herhangi bir şeye bakmak veya almak olabilir – okuyucunun beyninde hareketle ilgili olan bölgedeki nöronlar da harekete geçiyormuş. Okuyucunun beyni hikayede sanki kendisi hikayenin içerisindeymiş gibi aktifmiş.

Bu olgu aslında Periscope gibi video uygulama programlarında yönelik ilgiyi de açıklıyor.

Periscope kullanıcılarına, diğer insanların gözünden bir deneyim yaşamalarına olanak veriyor. Bu karakterle bütünleşmenin ve dünyayı tümüyle farklı bir perspektiften görmenin en büyük yollarından birisi. “Bir fotoğraf binlerce kelimeye bedeldir, fakat canlı video sizi bir yere götürebilir ve size etrafı gösterebilir.” Periscope insanların dünya görüşlerini “teleportasyona en yakın olguyla” değiştirmenin yollarını arıyor.

Kullanıcıları başkalarının zihnine aktarmak ve onların gözünden görmelerini sağlayarak, şirketler kullanıcılara etki edebilecek stratejik mesajları da iletebiliyorlar.

Yüksek Kalitede Videoları Uygun Bütçelerle Üretmek Başarılı Planlama ve Uygulama Becerileri Gerektir

Gelişmiş teknolojiler sayesinde artık harika bir video üretmek için binlerce dolarlık yatırımlar yapmanıza gerek kalmadı. Hatta, bir iPhone dahi düşük bütçelere sahip içerik pazarlamacılarına yüksek kalitede videolar üretmeleri konusunda yardımcı olabilirW.

iPhone ile video üretirken dikkat edilmesi gereken temel kural videoların her zaman dikey olarak çekilmesine dikkat etmektir. iPhone’unuzu sabit hale getirin, ışıklandırmanızın ve seslendirmenin en iyi seviyede olduğundan emin olun ve asla zoom özelliğini aşırı şekilde kullanmayın.

iPhone ile çekim yapmanın temelleri bunlar olsa da, harika bir pazarlama videosu çekerken atlamamanız gereken de pek çok kural bulunmakta.

Akıllı telefonlar sıfır bütçe ile yüksek kalitede videolar üretmenin önünü açtı. Bu durum sayısız küçük firmaların büyümesine ve önünün açılmasına yardımcı oldu.

Kısa formatlı videolar çekme servisi Vine’da 6 saniye uzunlukta videolar çekmek mümkün oluyordu. Twitter tarafından satın alınmasının ardından yeni ve genç kitlelerin ilgisinin çekilmesinde firmaların hedef noktası oldu. 200 milyondan fazla kişi sosyal medya platformları aracılığıyla arkadaşları ve aileleriyle video içerikler paylaşıyordu. Fakat bu kişiler sadece Vine’ın kısa formatlı videolarını paylaşmaya kafasını takmış olan ortalama kişiler de değildiler.

Büyük ve küçük ölçekteki firmalar Vine trenini bir süre sürdüler. Mashable ilgi çekici ve etkileşime giren vine videoları çekerek harika bir iş başardı. Vine’a katıldıkları günden bu güne 70 milyondan fazla video oluşturdular.

Diğer bir taraftan Snapchat ise günlük 7 milyar videonun oluşturulması ve paylaşılmasından sorumlu bir sosyal ağ görevi üsleniyor. Bu dünya üzerinde kişi başına bir video anlamına geliyor – üstelik her bir gün için.

VentureBeat’te yayınlanan bir içeriğe göre Revolution Productions’ın kurucusu Anish Patel, “Snapchat’e içeriğini adapte etmeyi başaran firmaların bu platformdan büyük faydalar sağladıklarını ve ciddi takipçiler edindiklerini” söylüyor.

Bu gibi sayılar içerik pazarlama stratejisine yönelik büyük bir uyandırma servisi olarak görev yapmalı. Tabi ki, Snapchat videoları bildiğimiz yüksek-kalite Super-Bowl gibi etkinlikler sırasında görebileceğiniz türden özenle hazırlanmış videolardan değiller.

Fakat zeminler her geçen gün değişiyor ve kitleler çabucak yeni teknoloji ve servislere adaptasyon sağlıyorlar. Bu adaptasyonlar ortalama müşterileri yeni bir tür kitleye dönüştürüyor; daha az sabırlı ve geleneksel reklam anlamında daha düşük ihtimalle şirketin satış kanallarına yönlenen kişiler yapıyor onları.

Önceden müşteriler bir televizyon reklamından başka bir seçim şansları olmadığı için etkilenirlerken, şimdilerde tüketiciler çok çeşitli platformlardan içeriklerin geldiğini görüyorlar.

Neden Animasyonu Değerlendirmelisiniz?

Animasyonlar içinizdeki çocuğun tekrardan ortaya çıkmasını sağlar. İster farkında olun ister olmayın, pazarlamaya yönelik bir animasyon seyretmek sizi çocukluğunuzun Cumartesi günleri sabahına televizyondan sadece birkaç metre uzaklıkta durduğunuz elinizde bir kap dolusu şekerlemelerin olduğu zamana götürecektir.

Animasyon videolar pazarlama sektörünü domine ediyor çünkü bu türde videolar için ne hayal gücü ne de bu hayal gücünü hayata geçirme konusunda bir limit yok. Eğer ekibinizde en iyilerinden bir CGI uzmanı yoksa bu durumda videolarınıza insanların yanına canavarlar ekleyemezsiniz veya tabi ki Godzilla-türü özel efektlerle videolarınızın kalitesini de düşürmek istemezsiniz.

Pazarlama videoları hakkında kafa yorarken, halka açık hizmetlerin duyuruları aklınıza gelmeyecektir. Fakat 2012’de Avusturalya Melbourne’de insanların halka açık tren sistemini kullanırken dikkatli olması için hazırlanmış bir animasyon video yayınlandı. Üstelik bu video gelmiş geçmiş en iyi animasyonlardan da birisiydi.

Dumb Ways to Die – yani Ölmenin En Aptalca Yolları isimli video internette 120,000,000’den fazla kere izlenme aldı. Videonun oldukça basit – fakat iyi işlenmiş – birkaç küçük canavarın “aptalca yollarla” öldüğü bir animasyondu.

Her ne kadar meyve şeklinde, sevimli canavarlara karşı iyi hisler besliyor olsak da, akılda kalıcı bir jingle, renkli bir deneyim ve bir sonraki canavarın yaşama karşı verdiği savaşı nasıl kaybedeceğini merak etmek, izleyicilerin izlemeye devam etmesine, gülümsemesine ve en önemlisi de paylaşmasına katkı sağlamış oldu.

Eğer bu video bir ürün için ortaya çıkmış olsaydı tüm rafların boşalmasını sağlayabilirdi. Melbourne’de videoyu üreten danışmanlık şirketi McCann Ölmenin Aptalca Yolları isimli videonun yayınlanmasının ardından geçen iki hafta içerisinde videonun 700 medya hikayesinin ürettiğinden daha fazla olacak şekilde $50 milyon değerinde küresel medya değeri ürettiğini hesapladı.

Animasyon Videolarınızda Dışarıdan Destek Alın

Sadece içerik pazarlama stratejistleri değil, girişimciler ve animasyon uzmanları da harika animasyon içerikler üretme konusunun büyüyen bir trend olduğunu farkındalar.

Büyük bütçelere sahip şirketler için animasyon videolar üreten kişilerin haricinde, animasyon sürecini eğlenceli ve kullanması kolay hale getiren platformlar oluşturan firmalar da bulunuyor.

Örneğin GoAnimate, kullanıcılarının sınırsız, yüksek çözünürlüklü videolar üretmelerine  kullanımı ve öğrenmesi kolay bir platformda olanak sağlıyor. Sundukları üç ödeme seçeneğinin üçü de karşılanabilir fiyatlar. Hatta en üst düzey yıllık planları dahi basit bir animasyon tanıtım videosu oluşturmak için kiralayacağınız bir animasyon uzmanına ödeyeceğiniz ücretten düşük.

PowToon büyük popülerlik yakalamış kolay kullanılabilir animasyon platformlarına ilişkin bir diğer örnek. Hatta Starbucks ve Coca-Cola dahi eğlenceli, yüksek kaliteli animasyon videolar üretmek için onların platformlarını kullanmış. GoAnimate gibi, onlar da birden fazla ödeme planına sahipler – üstelik bunlardan birisi ise ücretsiz! – bu pazarlama ekipleri için hem maliyeti düşük hem de bir fark yaratmalarını sağlayabilecek role sahip.

Video Pazarlamada Dışarıdan Destek Alın

Videoların bu sıralar çok yaygın olmaları – ve daha da yayılacak olmaları – bir video uzmanını işe almanız veya içerik ekibinizden video düzenleme işlemlerini öğrenmesini istemeniz gerektiği anlamına gelmiyor.

Dışarıda sizin için çok sayıda yüksek kalitede videolar üretebilecek üstelik bunu sizin yapacağınız yatırımdan çok daha uygun bir fiyata yapabilecek kapasiteye sahip harika şirketler yer alıyor.

Veed.me video uzmanınızı özel ihtiyaçlarınıza yönelik cevap verecek şekilde seçmenize olanak tanıyor. Endüstriye, bütçeye veya video türüne göre seçiminizi yapabilirsiniz. Bir kere çalışabileceğiniz doğru kişiyi bulduğunuzda onlarla her şeyi planlamak üzere doğrudan bağlantıya geçebilirsiniz. Platformlarının kullanımı oldukça basit ve platform içerisinde kafanızdaki düşünceleri çok güzel videolara çevirebilecek profesyonel video uzmanları arasından sayısız seçim şansına sahip oluyorsunuz.

Videopixie eğer içerik pazarlama stratejiniz için videolarınızı dışarıdan almakla ilgileniyorsanız sizlere inanılmaz bir seçenek sağlıyor. Veri tabanları içerisinde tek tek video uzmanı aramaktansa, bünyelerinde çalışan uzmanlar sizin projenize teklif veriyorlar. Bu sayede, işinizi yapmakla ilgilenen video uzmanlarının maliyetine ve yeteneklerine göre seçiminizi yapabiliyorsunuz.

Dönüşüm sağlayabilecek videolar üretme konusunu profesyonellerine bırakarak, siz de müşterilerinizle etkileşime geçme ve işinizi büyütme gibi diğer önemli konulara dikkatinizi verebilirsiniz.

İçerik Pazarlamanın Geleceği

Syndacast 2017’de tüm internet trafiğinin %74’ünü videoların oluşturacağına yönelik bir tahminde bulundu.

Her geçen gün biraz daha pazarlamacı stratejileri içerisine videoları ekliyor. Rakiplerinin video merkezli çalışmalarla başarılı olduklarını görüyorlar ve içerik pazarlamanın geleceğinin videolar olduğunu fark ediyorlar.

İçerik pazarlama uzmanı Gerry Moran “videonun potansiyel etkisini anlayabilen firmalar büyük içerik denklemlerine de çözüm getirebilir – müşterileriyle bir bağ kurabilir ve rakiplerinden sıyrılabilirler!“ diyor.

Bunların tümü ilk baştaki temel fikre yani hikaye anlatmanın müşterilerinizle etkileşim kurmanın en iyi olduğu fikrine geliyor.

A şirketinin ve B şirketinin aynı ürünü satmaya çalıştığını düşünün. A şirketi videosu içerisinde güzel bir görüntü sağlıyor, kitlesi ile ilişkili olabilecek bir karakterin hikayesini anlatıyor. B şirketi ise bloglarını zayıf bir araştırma sonucunu gösteren bir makale ile doğru anahtar kelimelere odaklanmadan ve bir hikaye anlatmadan yayınlıyor. Müşterilerin ürünü nereden satın alacaklarını düşünüyorsunuz?

Ortalama bir kişi bir firma ile yaşadığı deneyimi devam ettirmeye meyillidir. Dünya şimdilerde birkaç jenerasyon önce olduğundan çok daha farklı. İnsanlar geçmişte olduğuna kıyasla şimdilerde çok daha fazla seçeneğe sahipler ve doğru seçimi yapmak artık çok daha karmaşık olabiliyor.

Çok uzun zaman önce değil, yakın bir zamanda bir televizyon satın almak isteyen kişilerin en yakındaki elektronik mağazaya gitmeleri yeterliydi. Şimdilerde ise, sayısız miktarda indirim ve promosyon uygulayan web sitesi, mevcut sektörünüzde sizinle rekabet halinde.

Ortalama bir müşteri için, sahip olabileceği tüm seçenekleri değerlendirmek sıkıcı bir çaba olabilir. Şirketler şimdilerde müşterilerinin ilgisini çekmek ve onları kazanmak için yeni yollar bulmak zorundalar ve bunun en iyi yolu da hikaye anlatmaktan geçiyor.

Bir yandan harika yazılı içerikler üretmek içerik pazarlama stratejinizin hayati bir parçasıyken ve her daim kullanılması gerekirken, buna etkileşime geçen hikayeler anlatmaya odaklanmış iyi-prodüksüyonlara sahip videolar üretmenin de eklenmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Geleceğin içerik pazarlamaya neler getireceğini tam olarak kimse bilemez, fakat uzmanların tümü video içerikleri işaret ediyorlar. Ve her geçen gün daha fazla platformun bu alanda kullanılabilir olmaya başlaması ve teknolojisini ödenebilir planlarla geliştirmeleriyle, küçük firmalar ve stratup’lar da içerik pazarlama stratejilerine bütçelerini çok fazla zorlamadan ulaşabilecekler.

Animasyonlarınıza veya pazarlama videolarınıza son dokunuşları gerçekleştirmek için VoiceBunny’nin geniş profesyonel seslendirme sanatçıları arasından da seçiminizi yapabilirsiniz.

Kaynak: https://voicebunny.com/blog/animation-video-marketing-science/

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Video Pazarlama ve Animasyonun Bilimi

log in

Become a part of our community!

reset password

Back to
log in